Yılkı…
Raşit bey gözleri dolu dolu küçük kızına baktı bir süre ona bir
şey belli etmek istemiyordu..ama gözleri de doluyordu hıçkıra hıçkıra ağlamayı
çok istiyordu ama yapamazdı.. yapmamalıydı küçük kızına bir şey belli edemezdi
çok narin ve duygusal olan kızının bir şeyden etkilenmemesi lazımdı ..zaten bir
çok şeyden şüpheleniyordu..ama her defasında geçiştiriliyordu soruları.. artık
oda sormaz olmuştu sonunda..
Sıcak bir yaz günü idi balkonda kahvaltı sırasında sormuştu
sorusunu küçük pınar. 12-13 yaşlarında zayıf bir kız idi.. doktorun sözleri her
defasında beyninde çınlıyordu Raşit
beyin . ne zaman kızına baksa..’’3-4 yıllık bir ömrü var maalesef.. mutlu
olmasını sağlayın üzmeyin ki daha da kısalmasın.’’
‘’baba ben bir at istiyorum beni atların olduğu yere
götürür müsün ?? ‘’ pat diye
soruvermişti Pınar …baba şaşkınlık
içinde döndü küçük kızına hayırdır nereden çıktı.dercesine kızına baktı.. Pınar
devam etti..atları görmek istiyorum..onlarla dolaşmak istiyorum..sonrada ilave
etti..’’ merak etme baba. Dikkatli olacak ve yanımda birisi olmadan asla
binmeyeceğim’’ diyerek de..babasını teskin etmeye çalıştı..Raşit bey kısa bir
an düşündü…iyi olur dedi kendi kendine.. meşgul olacağı hayata tutunacağı bir
yol olur beklide..avunur..hem beklide kısa bir süre sonra kendiliğinden bırakır
dedi…
Yarış atlarının
yetiştirildiği yerdeydiler..At çiftliği deniyordu bu yere…çiftliğin
sahibi bir birinden güzel ve alımlı atları izletiyordu şimdi Pınar ve Raşit
beye..Raşit bey tanına bir işadamı ve
zenginliği bilinen bir şahsiyetti. O nedenle çiftlik sahibi atların en
soylularını ve değerlilerini teker teker çıkarmaktaydı. Alana. Ama nedense
Pınar hiç birini beğenmiyor sürekli etrafına bakıyordu.. başkası var mı
diyerek..Kısa bir ara verelim dedi Raşit bey ..yöneticilere. azıcık dinlenelim
hem de Pınar düşünsün bakalım beğendiği varmı .. .. İşte o sırada oldu. Her
şey..Pınarın gözü dolaşmak için çıktığı ahırların orada gözü kayıvermişti..
masumca bakan bir çift gözdü ona adeta yalvaran yardım uman..mahzun mahzun
bakıyordu pınara yardım et dercesine..az sonra Raşit beyin ve çiftlik sahibinin
gelemsiyle her şey yerli yerine oturdu..Rüzgardı adı doru bir kısraktı o..soylu
bir ailesi vardı..Atların şeceresi çok önemliydi. Bu arada onu da öğrenmiş oldu
Pınar. Elbette yarış atları için.. ama ayağı kırılan bir atın hayatı sona
eriyordu..Rüzgarda genç yaşta talihsiz bir kaza geçirmişti az zaman
öncesinde..veterinerin ifadesi ile iyileşecekti belki de ama .. asla yarışlara
giremeyecekti. Bu nedenle de beslenmesine gerek yokdu..zaman kaybı ve masraf
idi bu soylu at onlar için..
Rüzgar başına gelecekleri anlamış bir süre sonra uyutulacağını hissetmişçesine
küçük kıza acı acı bakakalmıştı işte..Pınarın öğrendikleri onu derinden
etkilemiş.Raşit beyin ısrarları da bir
fayda sağlamamış. Sonucunda Rüzgarın Pınarın atı olmasını kimse
engelleyememişti… aslında beklide iyi oldu dedi Raşit bey.. rüzgarın tedavisi
sürecek.. pınarında belkide hevesi bu süre içinde geçecek idi..
Çok yanıldığını kısa sürede anladı Raşit bey…Pınar her gün atının
yanına gidiyor eliyle şeker yediriyordu Rüzgara.. onunla konuşuyor seviyordu
sürekli.. Rüzgarda ona cevap veriyor.. hızla iyileşme emareleri göstermeye
başlamıştı.. kısa bir zamanda atla küçük kızın arasında inanılmaz bir dostluk
baş göstermişti…. Gittikçe kuvvetlenen bir sevgi bağıydı bu…. Lakin küçük kızın
hastalığına çare olamayacaktı dünya üzerinde hiç bir şey.
Raşit bey. Zaman zaman kızıyla geldiği at çiftliğine.. kızıyla
atın arasındaki sevgi bağına gıpta ile
bakıyor nede güzel anlaşıyorlar diye iç geçiriyordu hep…keşke .. keşke kızı
iyileşse. O kara gün gelmese de hep böyle mutlu olsalardı…kara düşünceleri
kovdu aklından şu an önemli dedi şu anda kızım mutlu ya.. iyiki bu atı
almışım.. hem onun uyutulmasını engelledim hemde kızımın gönlündekini alarak
onu mutlu ettim hem bak şimdi nede güzel anlaşıyor atıyla…..mutluydu Raşit
beyde şimdi.. kızının atıyla oynaşmasını izledikçe. Atının saçlarını taradığını
gördükce.. kızının eski karamsar üzgün
halinin kalmadığını gördükçe dahada mutluydu… aklına bir dolu sorular
geldi o an .. da… kendine sormaya bile cesaret edemedi şimdi değil şu an değil
dedi. Kararlılıkla…..o şu anda kızı ,atı ve şu anın ona verdiği mutluluğu
yaşayacaktı…
Zaman hızla geçiyordu adeta.. Pınar Hızla iyileşen Rüzgarın
sırtında idi artık.. Padokda ağır ağır biniyor ..zaman zaman eğilip kulağına
fısıldıyordu atının.. Rüzgar sahibinin nazikliğini .yorgun vücudundaki
halsizliği hissetmişçesine Pınarı adeta
incinmesinden korkar gibi gezdiriyordu…. Pınar bu saatlerde alabildiğine
mutluydu. Beklide alabildiğine koşturmak istiyordu rüzgarı kırlarda ama mümkün
değildiki. Yanındaki koruyucu ile padokda attıkları tur bile çok şeydi pınar
için..her defasında gözleri dolu dolu izliyordu Raşit bey.. kızı ve sevgili
atını..
Günler günleri kovalıyordu. O meşhum soru ile irkilinceye kara
Raşit bey.. P ınar ile konuşurken. Sevgi
dolu bir sohbet sırasında.. aniden gelivermişti o soru. Hem de hazırlıksız iken
aniden yakalanmıştı..
‘’Baba ben beklide bir süre sonra aranızdan ebediyen ayrılacağım..
ama ben gitmeden rüzgarın mutlu olduğunu
özgür olduğunu görmeyi çok istiyorum ..’’
Küçük kızının yüzünde hep o hüzünlü gölgeyi görmeye başlamıştı
artık Raşit bey.. sürekli düşünceli ve üzüntülü..artık Rüzgarın yanında da
gülmüyor . ona binmiyordu. Halsizliği daha da artmış,karamsarlık içine girmeye
başlamıştı .. bir şeyler yapmalıydı ama ne.. Rüzgarla ilgili ne
yapabilirdi..Sürekli beyninde düşünceler dolanıyor kızının mutlu olması için o
atı nasıl özgürleştirebilirdi ki.. …
Artık her anında kızını ve
son zamanlarına doğru akıp giden hayatındaki o isteği nasıl
karşılayacağından başka bir şey düşünemez olmuştu ….ne yapmalı nasıl yapmalı
derken .. gözü ilişti gazeteye…ormanlık alanda çekilmiş bir fotoğraf vardı..
uzaktan görülen bir at sürüsü…..merakla eline aldı.. yoksa bu bir işaret miydi
ona….olabilir miydi…. düşünceler hızla akıp gitti… neden olmasındıki.. neden ha
dedi kendi kendine.. ama nasıl olacaktı
ya Pınar buna ne diyecekti..Gazeteye baktı.. Denizli Akdağ
bölgesindeki.. bir haberi okudu ,okudu…
tekrar tekrar baktı .. Karar vermişti..
Pınar’a anlattığında
düşüncesini. Kızının heyecanlandığını fark etti. Gözlerine umut ışığı
gelmişti tekrar. O kadar sevmişti bu atı.. kendini değil onu düşündüğü her
halinden belliydi işte…uzun uzun konuştular..Baba Kız. Heyecanla
tartıştılar..kararlarını büyük bir mutlulukla bir o kadarda endişe ve hüzünle
verdiler.. gelecek ay kararlarını hayata geçirelim diye sözleştiler..artık
huzurluydu Pınar. vede Raşit bey.. aylardan sonra ilk kez rahat bir uykuya
daldılar..
İşte karar verdikleri planı uygulamaya geldikleri yerde idiler ..
Baba kız yardımcıları ile Denizli Akdağ
da bir kamp kurmuşlardı.. yanlarında getirdikleri rüzgar ise ilk kez böylesi
geniş bir alanda olmanın şaşkınlığı ile sağa sola koşturup durmakda ,ama
yabancı yerde olmanın ürkekliğini de atamamaktaydı..Pınarda mutluydu.. Raşit
beyde merakla olacakları beklemekteydi ya
istedikleri gibi olmazsa diye de endişelenmekteydi..
Gece dağda olanca haşmetiyle çökerken ,ay ışını altında yıllardır
yapmadıkları kamp ateşinin etrafında toplanmış baba ,kız ve yardımcılarla.hafif
soğuktan etkilenmemek için birbirine yaklaşan insanların gölgeleri ,ateşin
çıtırtısı,ay ışığının aydınlattığı gökyüzü tarifi imkansız bir sahne çıkarmıştı
ortaya,uzaklardan gelen sesler,rüzgarların
uğultusu ve çeşitli hayvanların bağırtıları sahneyi tamamlayan diğer
unsurlardı….herkesin derin uykuya doğru yöneldiği bir sırada Rüzgar
huysuzlanmaya başlamıştı… Pınar yavaşca babasını sarstı.. Raşit bey. Gözlerini
açarak farkındayım dedi usulcana Pınara.. bekle..
Rüzgar..önce kulaklarını dikti.. havayı kokladı.. ayağı ile yeri
kazıdı.. sonra kampın dışına doğru birkaç adım attı…sonra döndü Pınara
baktı. Geri döndü tekrar.. az sonra
uzaklardan gelen bir ses tekrar duyuldu bu kez daha yakından idi.. bir at
kişnemesiydi sanki….. Rüzgar yeniden
kulaklarını dikti. Bu kez daha dikkatliydi….. kampın yakınlarına kadar gelen
bir at silüeti belirdi.. siyah bir aygırdı bu….heybetli ,ay ışığında pırıl
pırıl cüssesi ile Rüzgara doğru
Gelen ama kampa
fazlada yaklaşmadan adeta rüzgarı çağıran bir kişnemeyle….
Rüzgar Pınara doğru baktı.. ama fazlada direnemeden gecenin karanlığına doğru hamle yaptı..
aygırın ardından yok oluncaya kadar Baba kız bir süre izlediler onu….artık
mutluydular…sabah erkenden kalkıp kampı toplayıp yola çıktıklarında artık
Rüzgarın geride kaldığını biliyorlardı…huzurlu sakindiler…artık evlerine
döneceklerdi…
Aradan tam bir yıl geçmişti.. Pınar kötülemiş. İyice
bitkinleşmiş.belki de son zamanlarını yaşamaya başlamıştı.. başucunda bekleyene
babasına.. usulca Rüzgar diyebildi.. onu görmeyi istiyorum dedi… Baba. Kızının bu halini görmeye dayanamıyordu hiç
ama ne yapabilecek diki..elinden hiçbir şey gelmiyordu.. ama doktorlar dedi.
Seyahate çıkamazsın dediler dedi.. pınara baktı doktorlar ne derse desin tamam
gidelim diyede ilave etti.. Pınar yine gözlerinde o enerji ile baktı babasına
umutlandı ,sanki iyilemişti bir an…
İşte bir yıl öncesinde bıraktıkları rüzgarı gecenin karanlığına
uzaklaşırken izledikleri yerde idiler…kampı kurmuşlar.. bu kez yanlarında daha
kalabalık bir gurupla gelmişlerdi..Pınarın sevdiği dostları,doktoru,.yakınları
ile dolu dolu idi kampları.. ve yine kamp ateşi yakılmış,sohbetler edilmiş
herkes elini ayağını çekmiş uyumaya başlamıştı bile…Uyumayan,yada uyuyamayan
iki kişi vardı kampta Pınar ve Babası…dikkatlice dinliyorlardı sadece….ormanı
ve gelen sesleri sadece.. kımıldamadan ,heyecanla..
Sabah olmuş.. lakin umdukları sesi duyamamışlardı .. gün
ağarıyordu adeta… Baba Kız heyecanla birbirlerine sarıldılar… baktılar sonra
uzaklara. Bir tepeye doğru.. yılkılar gözükmüştü… kocaman bir sürü.. sonrasında
tepede bir siyah aygır çıktı.. azametle ve heybetle uzunca bir kişnedi…döndü
sürüsüne doğru baktı…Baba kız gözlerine inanamadılar.. yoksa omuydu..
rüzgarmıydı o diye baktılar .. sürüden çıkıp kampa doğru koşan bir doru attı
bu… koştu koştu.aygırın kişnemesiyle yerinde durdu birden ..sonra yeniden kampa
doğru gelmeye başladı…koştu koştu.. rüzgar adeta rüzgar olmuş kanatlanmıştı..
Raşit bey kızının hasta narin halsiz bedenini kavrayarak ayağa kaldırdı..
kampın dışına doğru götürdü…Rüzgar koşarak geldi.. pınarın önünde
durdu..Pınarın onu sevmesini bekledi bir süre..aygır ve sürüsü uzaklarda bir
heykel gibi bu seronomiyi izliyordular adeta….pınar güçlükle sevebildi
rüzgarı.. öptü kokları saçlarını yelelerini sevdi bir süre..rüzgar pınarın
önünde duruyor adeta onu gözleri ile seviyordu..
Aygır birden kişnedi uzaklardan . rüzgar döndü.. durdu. Sonra
başını yeniden pınara çevirdi…derken .. sürüden ayrılan bir tay görüldü..çok
güzel ,sağa sola koşan pırıl pırıl bir
taydı bu.. Pınar baktı. Rüzgara senin bu değilmi dedi….Rüzgarın cevap
vermesini beklemedi bile..’’hadi özgürsün
benim gibi evine yavruna git’’ dedi rüzgara sakin yorgun sesi ile…
Rüzgar uzaklardan gelen
yavrusuna baktı..döndü yavrusuna doğru koştu.. sonra birden durdu yine Pınara
halsiz bedenine doğru baktı gidemiyordu adeta.. pınar eliyle Rüzgara doğru git
işareti yaptı..tay yanına kadar gelmişti.. Pınar son bir gayretle babasının
kollarında rüzgara ve yavrusuna tebessüm etti…biliyordu ki rüzgar buralarda
özgürce yaşayacak. Yavrusu ile mutlu olacaktı..Rüzgar tayı yanına alarak uzaklarda tepede bekleyen sürüsüne doğru
aygıra doğru koşmaya başladı…Pınarın cansız vücudu Babasının kollarına yığıldı..
Baba son anında kızının mutluluğunu paylaşmış. Onunla hayatın en mutluluk
verici anlarını yaşamıştı…..
Macit Mert
12.03.2014
