20 Mart 2014 Perşembe



Yılkı…





Raşit bey gözleri dolu dolu küçük kızına baktı bir süre ona bir şey belli etmek istemiyordu..ama gözleri de doluyordu hıçkıra hıçkıra ağlamayı çok istiyordu ama yapamazdı.. yapmamalıydı küçük kızına bir şey belli edemezdi çok narin ve duygusal olan kızının bir şeyden etkilenmemesi lazımdı ..zaten bir çok şeyden şüpheleniyordu..ama her defasında geçiştiriliyordu soruları.. artık oda sormaz olmuştu sonunda..

Sıcak bir yaz günü idi balkonda kahvaltı sırasında sormuştu sorusunu küçük pınar. 12-13 yaşlarında zayıf bir kız idi.. doktorun sözleri her defasında  beyninde çınlıyordu Raşit beyin . ne zaman kızına baksa..’’3-4 yıllık bir ömrü var maalesef.. mutlu olmasını sağlayın üzmeyin ki daha da kısalmasın.’’

      ‘’baba  ben bir at istiyorum beni atların olduğu yere götürür müsün ??  ‘’ pat diye soruvermişti  Pınar …baba şaşkınlık içinde döndü küçük kızına hayırdır nereden çıktı.dercesine kızına baktı.. Pınar devam etti..atları görmek istiyorum..onlarla dolaşmak istiyorum..sonrada ilave etti..’’ merak etme baba. Dikkatli olacak ve yanımda birisi olmadan asla binmeyeceğim’’ diyerek de..babasını teskin etmeye çalıştı..Raşit bey kısa bir an düşündü…iyi olur dedi kendi kendine.. meşgul olacağı hayata tutunacağı bir yol olur beklide..avunur..hem beklide kısa bir süre sonra kendiliğinden bırakır dedi…


Yarış atlarının  yetiştirildiği yerdeydiler..At çiftliği deniyordu bu yere…çiftliğin sahibi bir birinden güzel ve alımlı atları izletiyordu şimdi Pınar ve Raşit beye..Raşit bey  tanına bir işadamı ve zenginliği bilinen bir şahsiyetti. O nedenle çiftlik sahibi atların en soylularını ve değerlilerini teker teker çıkarmaktaydı. Alana. Ama nedense Pınar hiç birini beğenmiyor sürekli etrafına bakıyordu.. başkası var mı diyerek..Kısa bir ara verelim dedi Raşit bey ..yöneticilere. azıcık dinlenelim hem de Pınar düşünsün bakalım beğendiği varmı .. .. İşte o sırada oldu. Her şey..Pınarın gözü dolaşmak için çıktığı ahırların orada gözü kayıvermişti.. masumca bakan bir çift gözdü ona adeta yalvaran yardım uman..mahzun mahzun bakıyordu pınara yardım et dercesine..az sonra Raşit beyin ve çiftlik sahibinin gelemsiyle her şey yerli yerine oturdu..Rüzgardı adı doru bir kısraktı o..soylu bir ailesi vardı..Atların şeceresi çok önemliydi. Bu arada onu da öğrenmiş oldu Pınar. Elbette yarış atları için.. ama ayağı kırılan bir atın hayatı sona eriyordu..Rüzgarda genç yaşta talihsiz bir kaza geçirmişti az zaman öncesinde..veterinerin ifadesi ile iyileşecekti belki de ama .. asla yarışlara giremeyecekti. Bu nedenle de beslenmesine gerek yokdu..zaman kaybı ve masraf idi bu soylu at onlar için..

Rüzgar başına gelecekleri anlamış bir süre sonra uyutulacağını hissetmişçesine küçük kıza acı acı bakakalmıştı işte..Pınarın öğrendikleri onu derinden etkilemiş.Raşit beyin  ısrarları da bir fayda sağlamamış. Sonucunda Rüzgarın Pınarın atı olmasını kimse engelleyememişti… aslında beklide iyi oldu dedi Raşit bey.. rüzgarın tedavisi sürecek.. pınarında belkide hevesi bu süre içinde geçecek idi..





Çok yanıldığını kısa sürede anladı Raşit bey…Pınar her gün atının yanına gidiyor eliyle şeker yediriyordu Rüzgara.. onunla konuşuyor seviyordu sürekli.. Rüzgarda ona cevap veriyor.. hızla iyileşme emareleri göstermeye başlamıştı.. kısa bir zamanda atla küçük kızın arasında inanılmaz bir dostluk baş göstermişti…. Gittikçe kuvvetlenen bir sevgi bağıydı bu…. Lakin küçük kızın hastalığına çare olamayacaktı dünya üzerinde hiç bir şey.

Raşit bey. Zaman zaman kızıyla geldiği at çiftliğine.. kızıyla atın arasındaki sevgi bağına gıpta  ile bakıyor nede güzel anlaşıyorlar diye iç geçiriyordu hep…keşke .. keşke kızı iyileşse. O kara gün gelmese de hep böyle mutlu olsalardı…kara düşünceleri kovdu aklından şu an önemli dedi şu anda kızım mutlu ya.. iyiki bu atı almışım.. hem onun uyutulmasını engelledim hemde kızımın gönlündekini alarak onu mutlu ettim hem bak şimdi nede güzel anlaşıyor atıyla…..mutluydu Raşit beyde şimdi.. kızının atıyla oynaşmasını izledikçe. Atının saçlarını taradığını gördükce.. kızının eski karamsar üzgün  halinin kalmadığını gördükçe dahada mutluydu… aklına bir dolu sorular geldi o an .. da… kendine sormaya bile cesaret edemedi şimdi değil şu an değil dedi. Kararlılıkla…..o şu anda kızı ,atı ve şu anın ona verdiği mutluluğu yaşayacaktı…

Zaman hızla geçiyordu adeta.. Pınar Hızla iyileşen Rüzgarın sırtında idi artık.. Padokda ağır ağır biniyor ..zaman zaman eğilip kulağına fısıldıyordu atının.. Rüzgar sahibinin nazikliğini .yorgun vücudundaki halsizliği hissetmişçesine  Pınarı adeta incinmesinden korkar gibi gezdiriyordu…. Pınar bu saatlerde alabildiğine mutluydu. Beklide alabildiğine koşturmak istiyordu rüzgarı kırlarda ama mümkün değildiki. Yanındaki koruyucu ile padokda attıkları tur bile çok şeydi pınar için..her defasında gözleri dolu dolu izliyordu Raşit bey.. kızı ve sevgili atını..

Günler günleri kovalıyordu. O meşhum soru ile irkilinceye kara Raşit bey..  P ınar ile konuşurken. Sevgi dolu bir sohbet sırasında.. aniden gelivermişti o soru. Hem de hazırlıksız iken aniden yakalanmıştı..

‘’Baba ben beklide bir süre sonra aranızdan ebediyen ayrılacağım.. ama ben gitmeden rüzgarın mutlu olduğunu  özgür olduğunu görmeyi çok istiyorum ..’’

Küçük kızının yüzünde hep o hüzünlü gölgeyi görmeye başlamıştı artık Raşit bey.. sürekli düşünceli ve üzüntülü..artık Rüzgarın yanında da gülmüyor . ona binmiyordu. Halsizliği daha da artmış,karamsarlık içine girmeye başlamıştı .. bir şeyler yapmalıydı ama ne.. Rüzgarla ilgili ne yapabilirdi..Sürekli beyninde düşünceler dolanıyor kızının mutlu olması için o atı nasıl özgürleştirebilirdi ki.. …

Artık her anında kızını ve  son zamanlarına doğru akıp giden hayatındaki o isteği nasıl karşılayacağından başka bir şey düşünemez olmuştu ….ne yapmalı nasıl yapmalı derken .. gözü ilişti gazeteye…ormanlık alanda çekilmiş bir fotoğraf vardı.. uzaktan görülen bir at sürüsü…..merakla eline aldı.. yoksa bu bir işaret miydi ona….olabilir miydi…. düşünceler hızla akıp gitti… neden olmasındıki.. neden ha dedi kendi kendine.. ama nasıl olacaktı  ya Pınar buna ne diyecekti..Gazeteye baktı.. Denizli Akdağ bölgesindeki.. bir haberi okudu ,okudu…  tekrar tekrar baktı .. Karar vermişti..






Pınar’a anlattığında  düşüncesini. Kızının heyecanlandığını fark etti. Gözlerine umut ışığı gelmişti tekrar. O kadar sevmişti bu atı.. kendini değil onu düşündüğü her halinden belliydi işte…uzun uzun konuştular..Baba Kız. Heyecanla tartıştılar..kararlarını büyük bir mutlulukla bir o kadarda endişe ve hüzünle verdiler.. gelecek ay kararlarını hayata geçirelim diye sözleştiler..artık huzurluydu Pınar. vede Raşit bey.. aylardan sonra ilk kez rahat bir uykuya daldılar..



İşte karar verdikleri planı uygulamaya geldikleri yerde idiler .. Baba kız  yardımcıları ile Denizli Akdağ da bir kamp kurmuşlardı.. yanlarında getirdikleri rüzgar ise ilk kez böylesi geniş bir alanda olmanın şaşkınlığı ile sağa sola koşturup durmakda ,ama yabancı yerde olmanın ürkekliğini de atamamaktaydı..Pınarda mutluydu.. Raşit beyde merakla olacakları beklemekteydi ya  istedikleri gibi olmazsa diye de endişelenmekteydi..


Gece dağda olanca haşmetiyle çökerken ,ay ışını altında yıllardır yapmadıkları kamp ateşinin etrafında toplanmış baba ,kız ve yardımcılarla.hafif soğuktan etkilenmemek için birbirine yaklaşan insanların gölgeleri ,ateşin çıtırtısı,ay ışığının aydınlattığı gökyüzü tarifi imkansız bir sahne çıkarmıştı ortaya,uzaklardan gelen sesler,rüzgarların  uğultusu ve çeşitli hayvanların bağırtıları sahneyi tamamlayan diğer unsurlardı….herkesin derin uykuya doğru yöneldiği bir sırada Rüzgar huysuzlanmaya başlamıştı… Pınar yavaşca babasını sarstı.. Raşit bey. Gözlerini açarak farkındayım dedi usulcana Pınara.. bekle..

Rüzgar..önce kulaklarını dikti.. havayı kokladı.. ayağı ile yeri kazıdı.. sonra kampın dışına doğru birkaç adım attı…sonra döndü Pınara baktı.  Geri döndü tekrar.. az sonra uzaklardan gelen bir ses tekrar duyuldu bu kez daha yakından idi.. bir at kişnemesiydi sanki….. Rüzgar  yeniden kulaklarını dikti. Bu kez daha dikkatliydi….. kampın yakınlarına kadar gelen bir at silüeti belirdi.. siyah bir aygırdı bu….heybetli ,ay ışığında pırıl pırıl cüssesi ile Rüzgara doğru
Gelen  ama kampa fazlada  yaklaşmadan  adeta rüzgarı çağıran bir kişnemeyle….

Rüzgar Pınara doğru baktı.. ama fazlada direnemeden  gecenin karanlığına doğru hamle yaptı.. aygırın ardından yok oluncaya kadar Baba kız bir süre izlediler onu….artık mutluydular…sabah erkenden kalkıp kampı toplayıp yola çıktıklarında artık Rüzgarın geride kaldığını biliyorlardı…huzurlu sakindiler…artık evlerine döneceklerdi…


Aradan tam bir yıl geçmişti.. Pınar kötülemiş. İyice bitkinleşmiş.belki de son zamanlarını yaşamaya başlamıştı.. başucunda bekleyene babasına.. usulca Rüzgar diyebildi.. onu görmeyi istiyorum dedi… Baba.  Kızının bu halini görmeye dayanamıyordu hiç ama ne yapabilecek diki..elinden hiçbir şey gelmiyordu.. ama doktorlar dedi. Seyahate çıkamazsın dediler dedi.. pınara baktı doktorlar ne derse desin tamam gidelim diyede ilave etti.. Pınar yine gözlerinde o enerji ile baktı babasına umutlandı ,sanki iyilemişti bir an…

İşte bir yıl öncesinde bıraktıkları rüzgarı gecenin karanlığına uzaklaşırken izledikleri yerde idiler…kampı kurmuşlar.. bu kez yanlarında daha kalabalık bir gurupla gelmişlerdi..Pınarın sevdiği dostları,doktoru,.yakınları ile dolu dolu idi kampları.. ve yine kamp ateşi yakılmış,sohbetler edilmiş herkes elini ayağını çekmiş uyumaya başlamıştı bile…Uyumayan,yada uyuyamayan iki kişi vardı kampta Pınar ve Babası…dikkatlice dinliyorlardı sadece….ormanı ve gelen sesleri sadece.. kımıldamadan ,heyecanla..

Sabah olmuş.. lakin umdukları sesi duyamamışlardı .. gün ağarıyordu adeta… Baba Kız heyecanla birbirlerine sarıldılar… baktılar sonra uzaklara. Bir tepeye doğru.. yılkılar gözükmüştü… kocaman bir sürü.. sonrasında tepede bir siyah aygır çıktı.. azametle ve heybetle uzunca bir kişnedi…döndü sürüsüne doğru baktı…Baba kız gözlerine inanamadılar.. yoksa omuydu.. rüzgarmıydı o diye baktılar .. sürüden çıkıp kampa doğru koşan bir doru attı bu… koştu koştu.aygırın kişnemesiyle yerinde durdu birden ..sonra yeniden kampa doğru gelmeye başladı…koştu koştu.. rüzgar adeta rüzgar olmuş kanatlanmıştı.. Raşit bey kızının hasta narin halsiz bedenini kavrayarak ayağa kaldırdı.. kampın dışına doğru götürdü…Rüzgar koşarak geldi.. pınarın önünde durdu..Pınarın onu sevmesini bekledi bir süre..aygır ve sürüsü uzaklarda bir heykel gibi bu seronomiyi izliyordular adeta….pınar güçlükle sevebildi rüzgarı.. öptü kokları saçlarını yelelerini sevdi bir süre..rüzgar pınarın önünde duruyor adeta onu gözleri ile seviyordu.. 

Aygır birden kişnedi uzaklardan . rüzgar döndü.. durdu. Sonra başını yeniden pınara çevirdi…derken .. sürüden ayrılan bir tay görüldü..çok güzel ,sağa sola koşan pırıl pırıl bir  taydı bu.. Pınar baktı. Rüzgara senin bu değilmi dedi….Rüzgarın cevap vermesini beklemedi bile..’’hadi özgürsün  benim gibi evine yavruna git’’ dedi rüzgara sakin yorgun sesi ile…

Rüzgar  uzaklardan gelen yavrusuna baktı..döndü yavrusuna doğru koştu.. sonra birden durdu yine Pınara halsiz bedenine doğru baktı gidemiyordu adeta.. pınar eliyle Rüzgara doğru git işareti yaptı..tay yanına kadar gelmişti.. Pınar son bir gayretle babasının kollarında rüzgara ve yavrusuna tebessüm etti…biliyordu ki rüzgar buralarda özgürce yaşayacak. Yavrusu ile mutlu olacaktı..Rüzgar tayı yanına alarak  uzaklarda tepede bekleyen sürüsüne doğru aygıra doğru koşmaya başladı…Pınarın cansız vücudu Babasının kollarına yığıldı.. Baba son anında kızının mutluluğunu paylaşmış. Onunla hayatın en mutluluk verici anlarını yaşamıştı…..



Macit Mert


12.03.2014


merhaba.....

blog kurmaya çabalıyorum. umarım her şey istediğim gibi olursa buradan  siz değerli dostlarıma yazılarımı şiirlerimi iletebilir sizlerin görüşlerini alır ve paylaşımın eşsiz keyfine birlik de varabiliriz. saygılarımla.   macit mert